yaz

mevsimden midir, eve gelirken biber, patlican, patates kizarmalari ve uzerinde sarmisakli yogurtlar dusundum, ki patlicanla biberleri yemezdim aslinda. evlerin isiklarina bakip onlarin da anneleri simdi oldukca duru bir tarhana corbasi pisirmis midir ve butun evi kokular sarmis midir, hatta arka kapidan giriliyorsa sokaktan da duyuluyor mudur diye merak ettim. sonra eve geldim, -hayatimda ilk defa- kavun keserken babamin kavun kesme stiliyle kendimi karsilastirip yetersiz buldum. ispanak koklerini yarina kadar beklemek uzere limon-sarimsak-zeytinyagi sosuna yatirdim. su anda tek gercek gecmis bu lezzetlerin, kokularin, uzunlugu ayarlanabilen lambanin altinda bagdas kurarak yedigim aksam yemeklerinin gecmisi gibi geliyor, ne tuhaf. oysa ki indirimdeki giysiler gibi, gecmis sinifina giren her sey uzunca bir sure ozlenirdi, sonra da dusunmek bile pek aklima gelmezdi; malum, yeni sezon.
simdi ise bir kase uzum ve bir kutu yogurt ile oturmus bunlari yaziyorum cunku kendime yemek hazirlamaya usendim ama birkac dakika sonra baskasina yemek hazirlamaya usenmeyecegim. eve yururken artik ne kadar daha korkaklastigimi dusundum, evin icindeki tikirtidan bile nasil irkildigimi, halbuki guvende hissetmem gerekmez miydi, sonra anladim ki bu da kendine ait minicik bir ailen olmasiyla ve bunun sana -ruhuna- vaat ettigi gelecekle ilgili; birden koruyacak ve sakinacak ne kadar cok seyim var, otuz yil sonra bir kizin bir yaz aksaminda isten eve giderken dusunup geri gelmeyecek seylere duyulan ozlemle hatirlayacagi seyler. umarim oyledir.

Comments

Popular posts from this blog

Liddy's Nursery

Celebration of Life

The Secret Life of Printers