küçükken

evde pecetelere ya da otel kagitlarina yazilmis adresler gezerdi. ben orda orda turistlerle tanisirdim, nasil bir ingilizce konustugumdan emin degilim. adresler degisilirdi ve sonbahar sonu kisa yakin postadan birlikte cekildigimiz fotograflar gelirdi. yilbasinda kartlar. greetings from london. glückliches neues jahr. lyon diye bir sehir.
sonra ben kücükken iki büyük korkum vardi, gece saran ve de uykuya dalma konusunda bana zorluk cikaran. birincisi, atom bombasi. teyzemlerde gec saatlere kadar izledigimiz bir filmden sonra yerlesmis olan bu korku beni bir sure birakmadi ve ikinci korkum olan cehennem korkusunun yerini aldi bir sure. atom bombasindan nasil kacabilecegimi ciddi ciddi dusundugum bir zaman dilimi oldu. bu iki korkuyu nasil yendigimi hatirlamiyorum, ya da acaba yerlerini baska korkular mi aldi? dogustan bize verilmis belli bir korku kontenjanimiz mi var?
ama zaten 80lerde bir korku kültürü vardi. hep birseylerden korkardik, enflasyon, soguk savas, turgut ozal tarzi seylerdi bunlar.
benim icime soguk bir duygu verirdi hepsi, ne olduklarini tam olarak anlamadan.

Comments

Anonymous said…
you know, I was just about to say that. :)

Popular posts from this blog

Liddy's Nursery

Celebration of Life

eczane